Bu yıl tarafımızdan ikincisi düzenlenen Bilimkurgu Mikro Öykü Yarışması sona erdi.

Jüride yer alan Esra Ertan, Özgün Muti, Tevfik Uyar ve Yankı Enki’nin iki aşamalı olarak gerçekleştirdiği eleme ve puanlamadan sonra 96 öykü finale kaldı. Jüri üyelerinin final sıralamasından sonra ilk on ikiye giren mikro öyküleri huzurlarınızda açıklıyoruz.

İLK 12 ÖYKÜ

 

BK Mikro 2017 Birincisi:

“Ama baba okuldaki herkeste var!” Oğlunun kapıyı çarpıp çıkmadan önceki son sözleriydi bunlar. Karısıyla göz göze geldikten sonra önündeki fatura yığınına gömüldü. Birkaç hesaplamadan sonra “Bu ayki serebral tümörektomimi ertelersem oğlana 3. gözü alabiliriz herhalde.” deyiverdi.

Erhan Topal

BK Mikro 2017 İkincisi:

“Kulak kesildi,” dedi, kulağını masaya koydu. Diğeri, “göz kulak oldu” deyip gözüyle kulağının yerini değiştirdi. Üçüncüsü “ayaklar baş oldu” diye bağırdı, ayakları başındaydı. Kahkahalarla organlarını geri taktılar. “Aferin, eski deyimleri iyi öğrenmişsiniz,” dedi öğretmenleri.

Nurdan Atay

BK Mikro 2017 Üçüncüsü:

Kırışmış ellerinde kar beyaz perdeler duruyordu. Kefen parasını, ömrünü en az kırk yıl uzatabilecek imkân varken, benim dirsek altından kesilen kolumu onarmak için harcamıştı. Kırk santim kadar uzayabilen yeni koluma baktım. “Ver anne,” dedim. “Perdeyi ben asarım.”

Recep İlkbahar

 Diğer öyküler (4-12)

“Biliyor musun, eskiden üremek için başka bir insanın içine girmen gerekirmiş.”
“Nerden duyuyorsun bu kocakarı hikâyelerini?” diye sordu ve ağzını yırtılırcasına açıp polenlerini havaya saldı. – Dilşad Evci

 

“Alternatif bir evrende, bu yaşadığımız anların sadece 280 karakter ile anlatılabilecek bir bilimkurgu hikâyesi olarak betimlendiğini hayal edin.” dedi hocaları, beyin kapasiteleri yarı yarıya artırılmış 10 seçkin öğrencisine. Bu son sınavlarıydı. Sadece biri, başarılı oldu. – Faruk Şimşek

 

Beni gerçekten unuttu mu, hiç mi sevmemiş yoksa? Bazen umutsuzluğa düşüyorum bazen de diyorum ki, bir insan her ölümünü kişisel kozmik aynasından paylaşma gereği duyuyorsa, o kadar da mutlu değildir. – Evren Avseren

 

İhtiyacı yoktu dinlenmeye, ama yine de oturdu mezar taşının karşısındaki tabureye. Pardösüsü yağan yağmurda ıslanıyordu. Metal uzuvları suya dayanıklıydı ama sevmiyordu bu android haliyle ıslanmayı. Oysa mezardaki eski insan bedeni, yağmurda ıslanmayı ne çok severdi. – Barış Canbaz

 

Yine protesto vardı. Adam özellikle kangren yaptığı, kara, çarpık kolunu kesiyordu. Herkesin yaşamaya devam ettiği bu dünyanın kalabalığında olacak iş miydi? Yok neymiş, zanaatkârlığın kanı kurutulmuş. Kurur tabii, belli ki sen de yeni biyokol almışsın eskisiyle olay yapıyorsun. – Cem Yapıcıoğlu

 

Hücrelerinin %42,8’ini tanıdığı bir varlığı yanı başında hissetti. – Sinem Kumdere

 

Kapı hızla açıldı. Tutkuyla öpüşerek, birbirlerinin bellerini kalçalarını okşayarak içeri giriverdiler. A bir tekmeyle kapıyı kapatıverdi. Öpüşerek, körlemesine salona girdiler. Koltuğa devrildiler ve A koltuğun kenarından sarkan kablolardan birini kendine birini de B’ye bağladı. – Coşkun Bahadır Ökçü

 

Doktor “Pankreas kanserisiniz, oldukça yayılmış.” deyince gözleri doldu, kendini tutamadı ağlamaya başladı. Doktor şaşırdı “Neden ağlıyorsunuz? İyileşmeniz bir hafta bile sürmez.” Doktorun gülen suratına bakıp gülmeyi denedi ama aklında babası vardı. – Şafak Öksüzler

 

Arabanın arka koltuğunda sözcükler tükenmişti. Oğlan kızın saçlarını kenara çekip tam boynunu öpecekken kız birden bağırdı. “Esans ile baştan çıkarın. Üstelik şu anda 3 ayrı seçenekle.” Bir an durduktan sonra kız devam etti, “Artık evlenelim. Hem bu sürümde sevişemiyoruz bile.” – Özgür Tırpan

 

Elveda ve Balıklar için Teşekkürler!

TAKİP ET

ENTROPOL ARGE

Sosyal Medya Bağlantıları:

LinkedIn
RSS